Kapitalizm Kitleleri Nasıl Zenginleştirir?


Vergi indirimi gibi piyasacı politikaları eleştiren ve gelirin yeniden dağıtımını destekleyen sol eğilimli kişiler sıklıkla bu politikaları savunanları bağnaz bir şekilde “trickle down” denilen bir teoriye inanmakla suçlarlar. Teoriye göre vergi indirimi gibi kısa vadede zenginlere sağlanacak faydalar uzun vadede yatırımların ve istihdamın artması gibi yollarla herkesin yaşam standartlarının yükselmesiyle sonuçlanır.


Trickle down teorisi bütünüyle sol eğilimli kişilerin başkalarını suçlama amacıyla icat ettikleri bir safsatadan ibaret olmasına rağmen kapitalist ekonomik sistem az önce bahsedilenden biraz farklı ancak gerçek bir trickle down etkisine sahiptir. Bu, geçmişte sadece zenginlerin sahip olabildiği lüks tüketim mallarının, sıradan tüketim malları haline getirilerek kitlelerin erişimine sunulmasıdır.


Bu arabalardan telefonlara, uçak seyahatlerinden çeşitli ev araç gereçlerine kadar sayısız üründe gözlemlediğimiz bir fenomendir. Bu ürünlerin her biri başlangıçta sadece zengin bir azınlığın almaya güç yetirebileceği şeylerken bugün en alt gelir grubundan insanların bile rahatlıkla ulaşabildiği ürünler haline gelmiştir. Örneğin, 2011’de Amerikalıların sadece %35’i akıllı telefona sahipken bugün itibariyle bu oran %85’e yükselmiştir.


Kapitalizm bu trickle down etkisini inovasyon yoluyla maliyetleri düşürmekteki başarısı sayesinde açığa çıkarır. Yeni ürünler ilk ortaya çıktıklarında sıklıkla büyük miktarlarda üretmek için çok yüksek maliyetlere sahiptir. Dolayısıyla sadece bu yüksek maliyetleri karşılamaya hazır küçük ve zengin bir grup için az sayıda üretilebilir. Aslında başlangıçta bu ürünler tam olarak az sayıda zenginin lüksü olduğu için büyük kitlelerin sıradan ihtiyaçları haline gelir. Bugün de az sayıda zenginin israf gibi gelebilecek lüks harcamaları ileride bir gün kitleler için erişilebilir hale gelecek olan yeni şeylerin denenebilmesi için gerekli ödemelerdir. Bu yolla lüks ürünlerin en düşük maliyetle büyük ölçekli üretiminin mümkün hale gelmesi için gerekli zaman kazanılmış olur.


Kapitalizmde ayrıca girişimcilerin kâr motivasyonuyla hareket etmeleri de bu sürece yardımcı olur. Amaç kâr elde etmek olduğunda girişimciler tüketicilerin hangi sosyal sınıfa ait olduklarıyla ilgilenmezler. Bu da onların kitlelere hizmet etmesini kolaylaştırır. Buna ek olarak girişimcilerin serbest piyasada karşılaştığı yoğun rekabet onları sürekli olarak inovasyonlar yoluyla maliyetlerini azaltmaya zorlar.

Friedrich Hayek’e göre tek önemli nokta maliyetlerin azaltılması da değildir. Hayek bu diğer önemli noktayı şu şekilde ifade eder:

“Bir sonraki istek ve olasılıklar dizisi yalnızca ileri bir pozisyondan görünür hale gelir böylece yeni amaçların seçimi ve onların kazanımı için harcanacak çaba çoğunluk onların peşinden koşmadan çok önce başlayacaktır. Eğer mevcut amaçları gerçekleştirildikten sonra onların isteyecekleri şeyler çok geçmeden erişilebilir hale getirilecekse, kitleler için yirmi ya da elli yıllık bir zaman zarfında meyvelerini verecek olan gelişmelerin şu anda zaten onların keyfini çıkaracak bir pozisyonda olan insanların bakış açıları tarafından yönlendirilmesi zorunludur.”

Burada bahsettiğimiz sürecin en bilinen örneklerinden biri otomobil endüstrisinde Henry Ford’un başarıları sayesinde gerçekleşmiştir. Henry Ford seri üretim tekniklerini otomobil endüstrisine uygulayarak çok kısa bir sürede otomobil seyahatini Amerikan toplumunun geniş kesimleri için erişilebilir hale getirmiştir. 20. yüzyılın hemen öncelerinde Amerika’daki en büyük otomobil üreticisi yılda sadece altı otomobil üretebiliyordu. 1908 yılının başlarında yollarda 200 binden az otomobil bulunmaktaydı. Henry Ford ise 1908 ve 1927 yılları arasında ilk makul fiyatlı otomobil olan Model T’den 15 milyon adet üretmiştir. 1908’de 850 dolar(ortalama 18 aylık ücrete eşit) olan Model T’nin fiyatı 1925’te 300 dolara(ortalama 4 aylık ücrete eşit) kadar düşmüştür. Kısaca, Henry Ford’un ürettiği Model T sayesinde otomobil Amerikan halkı için lüks bir mal olmaktan çıkmıştır.


Kapitalist toplumdaki bireyler arasındaki gelir farkı ve kapitalizmin inovatif ve rekabetçi ruhu standart teoriden farklı da olsa bir tür trickle down etkisi yaratarak yeni gelişmelerin toplumun tamamına en hızlı şekilde ulaşmasını garanti altına alır. Bu, ilerlemeci kapitalist toplumdaki gerçek bir trickle down etkisinin örneğidir. Bu süreç büyük ölçüde bireyler arasındaki gelir eşitsizliğine dayanmasına rağmen nihayetinde zengin ve fakir arasındaki maddi yaşam standartlarının kapanmasıyla sonuçlanır.

 

Referenslar:

1-Hayek, Frederich A. von 1960. The Constitution of Liberty. University of Chicago Press

2-Sowell, Thomas 2004. Basic Economics: A Citizen’s Guide to the Economy. New York: Basic Books.

3-https://mises.org/wire/real-trickle-down-effect-making-luxuries-affordable-regular-people

4-https://www.history.com/this-day-in-history/ford-motor-company-unveils-the-model-t

5-https://www.britannica.com/technology/Model-T

 


85 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ukrayna Krizi