Yeni-Gelişen Endüstrileri Korumalı Mıyız?


Yeni-gelişen endüstriler (infant industry), korumacılık lehine kullanılan argümanlardan biridir. Yeni-gelişen endüstriler argümanının tarihi oldukça eskiye gider. Argümanı ilk dile getirenlerden biri Amerika’nın Kurucu Babaları’ndan Alexander Hamilton’dur. Ekonomistlerin çoğu korumacılığa karşı serbest ticareti savunmasına rağmen, yeni-gelişen endüstriler argümanı ekonomistler tarafından sıklıkla serbest ticarete bir istisna oluşturan teorik olarak geçerli bir argüman olarak değerlendirilmiştir. Fakat daha yakın bir zamanda yeni-gelişen endüstriler argümanı teorik eleştirilere de maruz kalmıştır ve argümandaki zayıflıklar açığa çıkarılmıştır. Yeni-gelişen endüstriler argümanı bir ülkede yeni kurulmuş endüstrilerin, daha fazla deneyim sahibi olan yabancı muadillerine göre daha yüksek üretim maliyetlerine sahip olduğunu iddia eder. Bu endüstriler zaman içinde “yaparak öğrenme”(learning by doing) yoluyla maliyetlerini aşağı çekebilirler. Eğer yeni kuruldukları zaman dış rekabete maruz kalırlarsa, bu endüstriler ayakta kalamayacaktır. Halbuki, geçici bir koruyucu gümrük vergisi yeni gelişen endüstrilerin tecrübe edinmesine ve becerilerini geliştirmesine olanak sağlayabilirdi. Bu, yeni-gelişen endüstriler argümanının en basit versiyonudur.


Argümanın bu versiyonundaki zayıflık 1955’te J. E. Meade tarafından gösterilmiştir. Eğer ilerleyen yıllardaki kâr, endüstrinin ilk kurulduğu yıllardaki zararları telafi etmek için yeterli olacaksa, girişimciler korumacı önlemlere gerek kalmadan söz konusu endüstriye yatırım yapacaklardır. Eğer sermaye piyasası iyi bir şekilde işliyorsa, şirketler başlangıçtaki zararlarını sosyal iskonto oranına eşit bir faiz oranında borç alarak kapatabilirler ve gelecekte kazanacakları kârlar ile borçlarını geri ödeyebilirler. Aslında, buradaki durum yeni-gelişen endüstrilere özel değildir. İşletmeler sıklıkla, bölünemez sermaye mallarını almak zorunda oldukları için ilk yıllardaki fazla maliyetlerini sermaye piyasasından fon bularak karşılarlar. Dolayısıyla, yeni-gelişen endüstriler argümanı, teorik geçerliliğini koruyacaksa, girişimcilerin, uzun vadedeki kârlılığa rağmen yatırım yapmalarını engelleyen bir piyasa başarısızlığını varsaymak zorundadır.


Bu tür bir piyasa başarısızlığı girişimcinin gelecekteki girdi fiyatlarına olduğundan fazla değer biçmesi ya da gelecekteki ürünün fiyatına olduğundan az değer biçmesi olabilir. Bu durumda endüstriye kârlı olsa bile girmemeyi tercih edebilir. Başka bir piyasa kusuru sermaye piyasasıyla ilgili olabilir. Girişimci gelecekteki fiyatlara doğru değer biçip tamamen bilgilendirilmiş olsa bile faiz oranları, sosyal iskonto oranlarından daha yüksek olabilir. Eğer devletin daha iyi bilgilendirilmişse, piyasaya müdahale ederek girişimci için endüstriye girişi kârlı hale getirebilir. Bu argümanlara eleştirimiz ilk olarak devletin, girişimciden daha iyi bilgilendirilmiş olduğu varsayımının gerçekçi olmadığıdır. İkincisi, bilgi asimetrisi ya da sermaye piyasası kusurları öğrenme süreci gerektiren yeni-gelişen endüstrilere özel bir durum değildir. Korumacılık lehine getirilen bu argümanları kabul etsek bile gümrük vergilerinin en iyi çözüm olduğu tartışmalıdır. En az zararlı devlet müdahalesi koruyucu gümrük vergisi değil, ürün üzerine koyulan özel sübvansiyonlar olabilir.


Yukarıdaki argümanlarda maliyetlerin düşmesine yardımcı olan öğrenme sürecinin firmaya içsel olduğunu varsaydık. Başka bir ifadeyle öğrenmenin faydaları, öğrenmenin gerçekleştiği firma içinde kalır. Öğrenmenin firmaya içsel olduğu varsayımı altında, Meade, devlet regülasyonunun gereksiz olduğunu göstererek, yeni-gelişen endüstriler argümanını çürütmüştü. Daha sofistike bir yeni-gelişen endüstriler argümanı öğrenme süreciyle ilişki bir teknolojik dışsallığa dayanır. Belli bir firma içindeki öğrenme diğer firmaların maliyetlerinin düşmesiyle sonuçlanıyorsa öğrenme firmaya dışsaldır. Bu revize edilmiş yeni-gelişen endüstriler argümanının korumacılık için yeterli bir gerekçe teşkil etmediği Robert Baldwin tarafından gösterilmiştir.


Öğrenme, firmaya dışsal olduğunda, öğrenme süreci sonucunda elde edilen bilgi rakip firmaların ücretsiz erişimindedir. Bu durumda rekabetin etkisiyle, bilgiyi elde masrafına giren firmanın toplam maliyetlerini karşılamasını engelleyecek şekilde üretim faktörlerinin fiyatları artar ya da ürünün fiyatı düşer. Bu şartlar altında firma, diğer firmaların bilgiye erişimini önleyemeyecekse, en baştan bilgi edinmeye yatırım yapmaktan uzak duracaktır.


Koruyucu bir gümrük vergisi bilgiye yatırım yapmayı daha kârlı hale getirse de girişimcilerin bu tür bir yatırım yapmalarını garanti etmez çünkü koruyucu gümrük vergisi teknolojik dışsallık problemini ortadan kaldırmaz. Gümrük vergisi ayrıca firmaları, diğer firmaların keşfettiği bilgileri elde etme maliyetini üstlenmeye ve üretime daha hızlı bir şekilde ve daha yüksek oranlarda girmeye teşvik edecektir. Gümrük vergisini daha da yükseltmek bu sorunu çözmez çünkü bu verimsiz üretimi kârlı hale getirir ve girişimcileri bilgi elde etmeye yatırım yapmaktan vazgeçirebilir. Dahası, bilgi elde etmeye yatırım yapan firmaları, rakipleri karşısında dezavantajlı bir konuma getirir.


Baldwin’e göre koruyucu gümrük vergisi “amacını yalnızca bilgi edinme dönemi boyunca mevcut teknikler altında verimli üretim yapmak için gerekenlerin ötesinde bir maliyet yoksa gerçekleştirecektir.” Fakat, öğrenme süreci firma için maliyet oluşturur. Dolayısıyla, öğrenme maliyetleri, diğer firmaların bilgiyi elde etmek için ödeyeceği miktardan daha fazla olduğu sürece, devlet koruyucu gümrük vergisi koysa bile, firmalar öğrenme maliyetlerini üstüne almak için bir teşviğe sahip olmayacaklardır. Diğer taraftan, deneyim yoluyla öğrenmek, bilgiyi elde etmekten daha avantajlıysa, o zaman, devlet koruyucu gümrük vergisi koymasa bile, firmalar deneyim yoluyla öğrenmeyi seçecektir.


Bu yazıda yeni-gelişen endüstriler argümanına getirilen yalnızca teorik eleştiriler açıklanmış olsa da, teorik problemlerin yanında argümanın çok sayıda pratik olarak uygulama problemi de vardır. Örneğin, argüman geçici bir gümrük koruması öneriyor ancak bir kez endüstriye koruma verildiğinde bunun kalıcı olması da olasıdır. Buradaki teorik eleştirilerden çıkaracağımız sonuç şudur: yeni-gelişen endüstriler argümanı, bir şekilde yeni-gelişen endüstriler ile sınırlı olmayan piyasa kusurlarına dayanmak zorundadır. Başka bir deyişle, yeni-gelişen endüstriler için, “yeni-gelişen endüstrilere özgü, iyi bilinen ve genel olarak kabul gören ampirik ilişkilere dayanan” bir argüman kurulamaz. Piyasa kusurlarına dayanan argümanlar da yeterince makul değildir ve piyasa kusuru argümanları kabul edilse bile korucu gümrük vergilerinin en iyi çözüm yolu olduğu kesin gözükmüyor. Yeni-gelişen endüstriler için getirilen gümrük vergileri yalnızca tüketim mallarının fiyatlarını arttırmakla kalmaz, kaynakları sosyal olarak verimli bir şekilde tahsis etmekte de başarısızdır.

 

Referanslar:


1-Baldwin, R.F. (1969) The case against infant-industry tariff protection. Journal of Political Economy, 77: 295–305.


2-Panagariya, A. (2011) A re-examination of the infant industry argument for protection, Margin: The Journal of Applied Economic Research, 5: 7– 30

 

128 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ukrayna Krizi