ABD'de Kriz Çanları Çalıyor Olabilir


Not: Bu yazıda bulunan hiçbir şey kesin bir şekilde savunulmamakla birlikte yatırım danışmanlığı kapsamına girmemektedir. Burada gördükleriniz sonucunda ettiğiniz maddi ve manevi hiçbir zarardan sitemiz sorumlu değildir.

 

ABD haberlerini yakın takip edenlerden birisi iseniz şu anki durumu ve bu durumun ne kadar içinden çıkılmaz bir hale geldiğini bilmeniz muhtemeldir. Şu anki makro sinyallerde (Reel GDP ve Endüstri Üretim Endeksi) ekonominin pandemi öncesi seviyelere yaklaştığını görmekteyiz. Her ne kadar bazı "ekonomistlerin" ve hatta eski ABD başkanın da tahmin ettiği gibi "V" şeklinde bir toparlanış yaşamasak da en azından pandemi öncesi seviyeye yaklaşmış olmamız bile sevinç verici.(Lütfen alttaki tabloya bakınız) Tabii ki makro sinyaller her zaman ekonomiyi tam manası ile yansıtmadığı gibi yanıltıcı da olabilir. Zira makro verilere bakarak düşünmek sadece ekonomide değil felsefede de yanıltıcı olduğundan aslında bir mantık safsatasıdır. Bu tarz makro göstergeler genellikle faydalı olsa da sadece bunlara güvenerek iş yapmak sağlıklı değildir. Nitekim şu anki ABD'de olan durum da bunu göstermekte. Makro düzeyde iyiye giden bir ekonomi görsek de bazı göstergelerde mikro düzeyde içten içe bazı sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Gelin bu sıkıntılara ve bu sıkıntıların oluşturabileceği potansiyel durumları inceleyelim.

Ancak yine de şu anki durumu bilmeyenler için bir özet geçelim: ABD'de yakın zamanda CPI verileri açıklandı ve bir çok kişiyi hatta FED'de çalışan kişileri bile şaşırttı. MMT'cilerin, çeşitli hükümet ve merkez bankası görevlilerinin sürekli bir şekilde parasal genişleme "enflasyona yol açmayacağını" söylemelerine ve bu yönde hesap yapmalarına rağmen, hatta ve hatta %2'ye bile zor ulaşacağını söylemelerine rağmen bu rakam şu anda %5 seviyelerine dayandı. (Aşağıdaki tabloda da görebilirsiniz) Tabii ki bunun gibi bir hezimet sonucunda tahmin edebileceğiniz gibi hala daha bir istifa veya bir özür dileme yok. Aksine tüm hesaplamaların yanlış çıkmasına rağmen bu enflasyonun "geçici" olduğu söylenmekte. Ancak piyasalar buna inanıyor gibi gözükmüyor. Hala daha artan fiyatlara bir de FED'in 2022'de faiz arttırma kararının gelme ihtimalini açıklamasıyla birlikte piyasalar dalgalanmaya devam ediyor. Öte yandan Powell'in, kendisinin ve kurumunun hatasını kabul edip enflasyonun "beklediklerinden daha yüksek ve kalıcı" olabileceğini söylemesi büyük bir erdem ve bu duruşu saygıyı hak ediyor, ancak yatırımcıların heveslerinin ve inançlarının artık kalmadığını gözlemleyebiliyoruz.


Bunlara ek olarak Powell'in iyi yaptığı şeylerden birisi de (genel olarak bir teraziye koysak tabii ki de kötü yaptığı şeyler ağır basacaktır ama arada bir iyi şeyler yapıyor kendisi) artık modası geçmiş ve geçerliliğinin sürmediğini her seferinde piyasa tarafından kanıtlanan Philips Eğrisi'ni açık bir şekilde reddetmesi ve eskiden kalma bir kanun demesi. Bu tarz bir ekonomik "fenomene" inanıp da ona göre politikalar üretmeyecek olmasını bilmek sevindirici. Her ne kadar hali hazırda kötü politikalar üretse de beterin beteri var değil mi? Nisan ayında da yine bu tarihi geçmiş ve işlevsiz Philips Eğrisinin çöktüğünü gördük. Martta %6.0 olan işsizlik Nisan ayında %6.1 olduğu halde, Martta %2.6 olan enflasyonun Nisan ayında %50'den fazla bir artış ile %4.1 seviyesine çıkması tekrardan bu teorinin rafa kaldırılması gereken eski, barbar dönemlerden kalma bir teori olduğunu kanıtladı. (Lütfen alttaki tablolara bakınız.) Hala daha bunca şeye rağmen bu tarz teorilere sarılmış ve gerçekliğini yitirmediğini düşünen, ideolojik bir takım doktrinlerden kendisini kurtaramamış, hatta yaptığı tahminlerin bir çoğunun da tutmadığı bir takım ekonomistlerin ortada olması ise üzücü.




M V = P Q Nedir? FED Bunu Nasıl Görmezden Gelebildi?


M V = P Q aslında yıllar yıllar önce çıkmış bir özdeşliktir. "M" harfi nominal para arzını, "V" harfi paranın hızını, "P" fiyatı, "Q" ise reel harcamaları temsil eder. Bazen yanlış yorumlanıp çok farklı sonuçlar çıkarılabileceğinden (bu kaynak yazıyı yanlışlamak için değil bilgi vermek için konulmuştur) veya yanıltıcı teoriler türetme ihtimaline (örneğin para arzının artmasının koşulsuz şartsız enflasyonu arttıracağını düşünmek) sahip olduğundan tehlikeli, ancak yine de işlevli bir şeydir. Nihayetinde arz-talep de bir gösterge olsa da aynı göstergeye bakıp çok farklı çıkarımlar yapılabildiğinden sıkıntı çıkarabilecek bir şey olmasına rağmen faydalı bir göstergedir. Neticesinde yapılan çıkarımların hatalı olması bu özdeşlikleri/ göstergeleri yanlış yapmaz. Ayrıca hepimizin de bildiği gibi ekonomi yanlışlanamaz formüller içeren bir mühendislik dalı değildir.


İlk tahminimiz bu denklem üzerinden, özellikle de denklemdeki "V" harfinden yani Velocity (paranın hızı) olacak. Şu an elimizdeki verilerden görmüş olduğumuz gibi tarihinin en düşük seviyesinde. (Lütfen tabloya bakınız.)

Bu denklem üzerinde gördüğünüz gibi bir orantı var. Eğer ki M artarsa ve V sabit kalırsa bunun eşitliğin diğer tarafındaki P veya Q'den çıkmasını beklemek çok doğal olacaktır. Ancak M artarsa ve V düşerse ortada bir oran değişimi olmayacağından karşıda da bir değişim olmayacaktır. Şu an pandemi ile boğuştuğumuz şu günlerde bildiğiniz gibi insanlar ve şirketler evlerine kapandığından para hızı baya yavaşladı. Üzerine bir de para biriktirme oranının artması (alttaki tabloya bakınız) bu V harfinin temsil ettiği paranın hızını baya yavaşlattı. Ancak ekonomideki para arzı yüksek oranda arttırıldı (geçen seneye göre %25'e yakın). Bunun yanında tedavüldeki parada da para arzı kadar yüksek olmasa da bir yükselme görüyoruz (alttaki tablolara bakınız).

Bu bize, M.V = P.Q özdeşlikliğinin ışığında eğer ki para dolaşım hızı normale dönecekse P veya Q'de büyük bir artışın sinyalini veriyor. Yüksek ihtimal P yani fiyatlarda olabilecek bir artış olduğunu düşünüyorum. Para arzının artması her zaman enflasyonu uçurmaz, özellikle de pandemi dönemindeki gibi para hızının düşük olduğu zamanlarda uçurmaz. Ancak para hızı normale döndüğünde ve bu gereğinden fazla arttırılan para arzı, hiperenflasyon olmasa bile bir enflasyon yaratacağına neredeyse kesin gözle bakıyorum.


Buffett İndikatörü


Buffett İndikatörü, ABD hisse senedi piyasasının toplam değerinin GDP'ye bölünmesi ile çıkan bir indikatördür. Tarihte bir kaç resesyon hariç çoğu zaman tuttuğunu gördüğümüz bir indikatördür. Ancak şu an tarihinin en yüksek seviyesinde bulunmakta. Dotcom balonunu tahmin eden bu indikatör aslında şu anda borsada bulunan bir saatli bombanın göstergesi. Normalde %96 ila % 117 olması gereken oran şu anda %236 olarak korkunç bir durumda bulunuyor. Bu da Buffett İndikatörüne göre tüm hisse senedi piyasasının "önemli ölçüde gereğinden fazla değerli" olduğunu gösteriyor.


Emlak Balonu


2001'de birisi sizi tutup yolda çevirse ve kocaman bir kriz olacağını, bunun sonucunda faizlerin neredeyse 0'a ineceğini söylese yüksek ihtimal gülüp yolunuzu değiştirirdiniz. Herkesin "hisseler sadece yukarıya doğru gider" mantalitesine kapıldığı ve gerçeği göremeyecek kadar sarhoş olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Ancak tabi bu sarhoşluk yaşanırken piyasa sert bir tokat çarpıp herkesi iyice uyandırdı. Bu uyanışın ardından ise Greenspan yönetimindeki FED bu krizi en az zarar ile atlatmak için anında faizleri neredeyse sıfıra çekti. Buna o dönemlerde laf eden ve ileride büyük bir kriz getireceğini söyleyenler oldu ama nafile. Greenspan senelerin tecrübesi ile ne yapılması gerektiğini başkasına soracak hali yoktu ya. Neticesinde faizler neredeyse sıfıra çekildi, ve devlet güvenceli kredi sayısı ile devlet destekli aşırı riskli düşük maaliyetli NINJA mortgageler çıktı. Sözde 2001'deki krizin herkesi etkilemesine izin vermemek için yapılan bu hamle ise 2008'de büyüyüp çok daha sert bir şekilde karşılarına çıktı. "Fakirler ev alamasın mı?" zihniyeti ile düşürülen faizler piyasayı öyle körüklemişti ki ev fiyatları ve "evin, kirası ile kendini amorti etmesi" gibi çeşitli indikatörler sapıtmaya başlamıştı.








Bunca şeye rağmen yine kabak serbest piyasanın başına patlayacaktır tabii ki. Devlet eli ile yapılan suni kredi artışları, yapılan bunca enflasyonist politika, faizlerin neredeyse sıfıra yakın kalması, ve benzeri şeyler görülmeyecek, ancak Trump'ın yaptığı bir kaç küçük deregülasyona suç atılacak. Neticede 2008 de böyle olmadı mı? 2001'de faizler tarihin en düşük seviyesine düştü, Fannie-Mae ve Freddie-Mac tarafından devlet destekli ucuz mortgageler hiçbir koşul aranmadan insanlara verildi. Ancak kabak 90'larda ufak bir deregülasyon yapan Clinton'a ve serbet piyasaya patladı. Tabi kimse nedense tam da faizin düşük olduğu ve piyasanın suni kredilere boğulduğu dönemde yaşanan ev satışı artışlarını fark etmiyor. Tabi bir de bu tarz artışların Trump döneminden çok daha önce ve daha fazla şekilde arttığı da ortada. Ancak dediğim gibi, hiçbir suçu olmadığı ortada olmasına rağmen suç yine deregülasyona ve dolayısı ile serbest piyasaya atılacak. Artık böyle şeylere alıştık.


Sonuç:

Kısa vadede belki olmasa da uzun vadede özellikle de faizin artmaya başladığı dönemde çok büyük bir kriz, hatta belki de (düşük bir ihtimal olsa da) stagflasyon bile görebiliriz. Ama şunu iyi görüyoruz ki hepsi olmasa da bazı sektörlerde mutlaka frene basılmalı. Aksi taktirde kötü şeyler görebilme ihtimalimiz çok düşük değil. Tabi frene basılıp faiz arttırılırsa da krizin erkenden çıkma ihtimali var. FED kendini korkunç bir duruma soktu ve iki çıkış da iyi sonuçlar getirecek gibi durmuyor.


 

Yazar: Recep Said Koçyiğit İngilizceden Çeviren: Hakan İçöz

 


34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ukrayna Krizi